21 Eylül 2012 Cuma

Mikropları Öldürmek



Mikropları yok edebilmek için önce onları tanımamız lazım. Bunlar otomatik düşüncelerdir ve aslında bize ait olmayan fikirlerdir aslında.

- Her zaman / asla düşüncesi (beni hiç ciddiye almıyorsun)
- Olumsuza odaklanmak; sürekli kötü tarafı görmek (Pollyanna'nın hikayesini düşünün, oyuncak beklerken kendisine koltuk değneklerinin gelmesine bile onlara ihtiyacı olmadığını düşünerek sevinmişti.)
- Falcılık; olası bir durumda muhtemel en kötü sonuçları düşünmek (Bu işi alamayacağım)
- Akıl okuma; başkalarının ne düşündüğünü ve/veya ne yapacağını bildiğinize inanmak ve yine en kötüsünü düşünmek (Söylediklerimle ilgilenmeyecek bile)
- Olumsuz hislerinize sorgusuz, sualsiz inanmak (Kimse bana inanmıyor)
- Gereklilik dayanağı; Zorundayım, gerek, lazım, -meli, -malı gibi sözcüklerle düşünmek (Çocuklara daha fazla zaman ayırmam gerek)
- Kendinize ve başkasına olumsuz bir etiket yapıştırmak (Kibirli adamın tekidir o)
- Zararsız olaylara kişisel anlam yüklemek (Patronum benden nefret ediyor)
- Kendi problemleriniz için başkalarını suçlamak (Hepsi senin yüzünden)

Şimdi bu otomatik düşünceler ile nasıl başa çıkabileceğimize bakalım.

1) Öncelikle bu mikropları öldürebilmek için onların farkında olmalısınız. Olumsuz düşüncelerinizi fark ettiğiniz anda cevaplayarak yok ederseniz sizin üzerinizdeki güçleri giderek azalacaktır. Olumsuz düşünceler vücudunuzda rahatsızlıklara bile sebep olabilirken, bu düşünceleri öldürmeye başladığınızda kendinizi de daha iyi hissetmeye başlayacaksınız.

2) Mikroplarınızı yani olumsuz düşüncelerinizi bir kağıda yazarak cevaplayın. Örneğin "Patronum benden nefret ediyor" diye düşünüyorsanız o zaman neden hala sizi işten atmadığını sorun kendinize. Patronunuzun da insan olduğunu ve zor zamanlar geçiriyor olabileceğini göz önünde bulundurun, belki ailevi sorunları vardır...

3) Olumlu düşünen insanlarla birlikte olun. Çevrenizdeki insanların size inanıyor ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor olmaları çok önemlidir. Olumsuz insanlar kendi negatif düşünceleri ile sizin de enerjinizi emer ve kendinize olan güveninizi yok ederler. Sizi aşağılayan, hayallerinizi hafife alan kişileri hayatınızdan uzaklaştırın. Muhtemelen kendi başarısızlıkları yüzünden farkında olmadan sizin de başarısız olmanızı istiyorlar farkında olmadan.

4) İnsanlarla ve ailenizle ilişkilerinizi güçlendirin. National Institutes of Health (Ulusal Sağlık Enstitüleri) depresyona girmiş kişileri üzerinde yapmış olduğu bir araştırmada üç tedavi yaklaşımını karşılaştırmış. İlaç tedavisi, İlişki becerilerini geliştiren tedavi ve Bireyler arası psikoterapi. Tıp dünyası her ne kadar ilaç tedavisinin diğer tedavilerden daha etkili olduğunu düşünse de, araştırma neticesinde her üç yaklaşımın da depresyon tedavisinde eşit oranda etkili olduğu ortaya çıkmış. Bu da demek oluyor ki; sadece ilişki becerilerinizi geliştirmek bile depresyon gibi ağır durumlarda dahi sorunun %33'ünü çözüyor. (İlişkileri güçlendirmek ile ilgili daha detaylı bir yazı yazacağım.)

5) Fiziksel temasın önemini fark edin ve anlayın. 13. yüzyılda Alman İmparatoru Frederick tarafından yapılan korkunç bir deneyden bahsederek başlamak istiyorum bu konuya. Çevre köylerden topladığı bir çok bebeği bakıcılara teslim etti. Bu bakıcılar bebeklerin tüm ihtiyaçlarını karşılayacak ancak asla onlara dokunmayacak ve onlarla konuşmayacaklardı. Bebeklerin hepsi ne yazık ki konuşamadan öldü. Dönemin tarihçisi Salimbene 1248 yılında gerçekleştirilen bu deney ile ilgili olarak tarihe şu kaydı düştü; Okşanmaksızın yaşayamadılar. Bu fiziksel temasın önemini yeterince ispatlıyordur sanırım. Masajın astıma bile iyi gelmesi ilginç değil mi sizce de? Yetişkinler arasındaki sevgi de benzeridir. Bağlanmanın oluşması ve sürmesi için çiftler birbirine dokunmalı, elele tutuşmalı, birbirlerini öpmeli, tatlı sözcükler söylemelidir. Yakın bir ilişki, eğer yeterince fiziksel temastan yoksunsa vazgeçilmezlikten uzaktır. Çocuklarınıza, eşinize, sevdiklerinize dokunmayı unutmayın...

6) Güzel kokuları eksik etmeyin. Derin limbik sistem beyinde koku duyusunu işleme koyan kısımdır. Bazı kokuları duyduğunuzda daha önce yaşadığınız bir şeyi tekrar yaşıyormuş gibi hissedersiniz. Bunun sebebi koku ve hafıza beynin aynı bölgesinde işlem görmesindendir. Güzel kokular derin limbik sistemdeki nörosirkuitleri etkinleştirerek beynin çalışmasını güçlü ve olumlu yönde etkiler. Bir çok büyük marka günümüzde bunu bir pazarlama yöntemi olarak kullanıyor. Mağazalarına girdiğinizde aldığınız hoş koku marka ile özdeşleşiyor ve sizin kendinizi daha mutlu hissetmenizi sağlıyor. Mutluluğu farkında olmadan marka ile ilişkilendirdiğinizde o markaya daha sadık bir müşteri haline geliyorsunuz.

7) Harika anılar kütüphanesi inşa edin. Bir film seyrettiğinizde ağlamanız, korkmanız beynimizin gerçek ile film arasındaki farkı ayırt edememesinden kaynaklanır. Benzeri şekilde daha önce yaşadığınız bir olayı hatırladığınızda beynimiz o olay esnasında salgıladığına benzer kimyasallar salgılar. Mutlu anıları hatırlamak pozitif kimyasalların salgılanmasına sebep olarak beyninizin daha sağlıklı akıl durumlarına ulaşmasını sağlar. Kötü anıları dengelemek ve beynin derin limbik kısmını iyileştirmek için hayatımızdaki olumlu duygularla yüklü zamanları hatırlamak önemlidir. Bir ilişkiniz varsa birlikte mutlu olduğunuz anıları hatırlamak, güldüğünüz, eğlendiğiniz resimleri görmek aranızdaki bağı güçlendirecektir.

10 Ağustos 2012 Cuma

Kilitlenen Düşünceleri Açmak, Mikropları Öldürmek



Kontrol listelerinde yer alan çözümlerin bir çoğu gayet net iken bazıları hakkında ayrıca yazmam gerekiyor.

İlk olarak bir soruna takılıp kalma, yinelenme gibi sorunların çözümü olarak görülen Mikropları Öldürmek'ten bahsetmek istiyorum.

Ferrari'sini Satan Bilge'de der ki; "Beyin sizin bahçenizdir. Nasıl ki bahçenizi bakımsız bırakmaz, güzel olması için uğraşır, kötü otların yetişmesine izin vermezseniz, beyninizde de kötü düşüncelerin yetişmesine izin vermemelisiniz. Bir kaç tanesine izin verdiğiniz zaman, onlar kısa sürede bahçenizi (beyninizi) sarıp sarmalarlar."

Mikropları Öldürmek de aslında beynimizdeki kötü düşünceler ile başa çıkma yöntemidir. Eğer bir konu hakkında düşünmeyi durduramıyorsanız, aşırı ya da anlamsız endişelere kapılıyorsanız, işler istediğiniz gibi olmadığında tepki veriyorsanız, yinelenen olumsuz düşüncelere sahipseniz ve bu sizi veya etrafınızdakileri rahatsız etmeye başlamışsa Mikropları Öldürmeye başlamanızın zamanı gelmiş demektir.

Bu beyninizdeki Derin Limbik Sistemi'nizin aşırı çalışmasından kaynaklanıyor olabilir. Akıl süzgeciniz olumsuz bir nitelik alır, depresyon belirtileri göstererek olumsuz düşünceler birbiri ardına akıldan geçmeye başlar. Günler, haftalar, aylar sürebilir bu dönem. Bunlar otomatik olumsuz düşüncelerdir, insanları çöküntüye ve kaderciliğe sürükler. "Ehliyet sınavını geçemeyeceğim.", "Bu işi alamayacağım" gibi Mikrop düşünceler kendini gerçekleştiren kehanetlere dönerler. Aşağıda bu gibi düşüncelere bir kaç örnek daha göreceksiniz;

- Beni hiç dinlemiyorsun.
- Beni sevmiyorsun.
- Bu senin hatan.
- Tam bir hayal kırıklığıyım.
- Hep böyle yapıyorsun.
- Hep benim başıma geliyor.

Aklımızdan geçen her düşünce aslında bize ait değildir. Beyin hücreleri arasındaki iletişimi de biz kendi düşüncelerimiz gibi düşünürüz. Her düşüncenin aslında bize ait olmadığını kavradıktan sonra kendimizi kontrol etmemiz ve yönlendirmemiz çok daha kolaydır. Unutmayın, her aklınızdan geçen düşünce size ait değil.

Olumsuz düşüncelerin bedeninizi nasıl etkilediğine dikkat edin. Mikrop düşünceler kendinizi kötü hissetmenize  ve derin limbik sisteminizin etkinleşmesine sebep olan kimyasallar salgılanmasına sebep olur. Mikrop düşünceler kaslarınızı gerer, kalbinizin atış hızını bozar (çarpıntı), ellerinizi titretir... İyi düşünüyorsanız bedeniniz sakindir, kalbiniz normal seyrinde atar, kasılmazsınız. Dikkat edersek bedenimizin aslında her düşünceye tepki gösterdiğini fark ederiz. Yalan makineleri bu gerçekten üretilmiştir. Ve tersi de geçerlidir, beyin mutlu olduğunu en çok yüzümüzdeki gülümsemeden anlar. İyi hissetmek istiyorsanız öncelikle gülümseyin, sahte olarak bile başlasa o gülümseme, bir süre sonra gerçekten mutlu olmaya başladığınızı hissedeceksiniz.

Otomatik kötü düşünceler her zaman gerçeği söylemezler, hatta yalan bile söyleyebilirler. Kafanızdan geçen her düşüncenin doğru olduğuna inanmak zorunda değilsiniz. Size faydalı mı zararlı mı olduklarını anlamak için düşünceleriniz hakkında düşünmeniz gerekiyor. Düşünceleriniz hakkında hiç düşünmezseniz, maalesef onlara doğrularmış gibi sadece "inanırsınız".

Düşünceleriniz hakkında düşünerek, düşüncelerinizi değiştirebilirsiniz. Bunun ilk adımı düşüncelerinize cevap vermekten geçer. Bu olumsuz Mikrop düşünceler elinizdeki 1-2 mikrop gibilerdir, zarar vermezler. Ancak ellerinizi yıkamadığınızda yani onları temizlemediğinizde birikmeye başlarlar, önce rahatsızlıklara sonra ciddi hastalıklara sebep olurlar. Bu yüzden temizlenmeleri ve öldürülmeleri gerekir. Onları öldürmenin bir yolu yazarak cevap vermektir. Mesela "kocam beni hiç dinlemiyor" diye düşünürken kendinizi yakalarsanız; "beni şu anda dinlemiyor ama bugün çok önemli bir toplantısı vardı, normalde dinler" gibi rasyonel bir cevap yazabilirsiniz. Onlara cevap vermek düşüncelerin elindeki olağanüstü gücü elinden alır. Bunu yaparken kendi kendinizi kandırıyormuş gibi hissetmeyin. Unutmayın ki aklınızdan geçen her düşünce doğru değildir, onları sınamanız gerekir.

Bir sonraki yazımda bu Mikropların size yalan söylemek için kullandığı yolları ve onları nasıl yok edeceğinizi yazacağım.

30 Temmuz 2012 Pazartesi

Kontrol listeleri



Beynin ne kadar önemli olduğu hepimizin malumu. Yaşadığımız büyük problemlerin temelinde beynimizdeki rahatsızlıklar da yer alıyor olabilir. Vücudumuzun diğer organlarındaki rahatsızlıklar hepimiz tarafından çok daha hızlı kabul görürken, her nedense beyin ile ilgili rahatsızlıklar bizleri utandırmakta, ruh hastası olarak tanımlanmaktan korkmakta ve saklamak eğilimindeyiz. Halbuki beyin de sadece bir organ. Daha önce geçirmiş olduğunuz kazalarda başınızı çarpmışsanız, travmatik bir durum olmamışsa, bayılma gibi görülen dış etkiler olmamışsa dahi beyninizin fonksiyonları bozulmuş olabilir. Bu huylarınızın değişmesinde de çok büyük etkendir.

Hazırlamış olduğum tablo; beynin hangi bölgesinin ne işe yaradığını, bu bölgedeki çalışma bozukluğunun ne gibi sorunlara yol açabileceğini, kontrol listesini ve çözümlerini göstermektedir. Çözümlerde anlamadığınız bazı başlıklar olabilir. Onlar ile ilgili açıklamaları daha sonra blog'uma ekleyeceğim.

Aşağıdaki listelerde, her bir listede 3 - 4 puan verdiğiniz beş taneden fazla seçenek varsa reçeteleri okumanızda fayda olacaktır. 







4 Temmuz 2012 Çarşamba

Ben böyleyim

"BEN BÖYLEYİM"


Psikoloji her zaman çok ilgilendiğim bir alan olmuştur. Felsefe mezunu bir insan olarak okulda Psikoloji dersleri de aldım tabii ki. Bu psikoloji derslerinde beyni anlatan bölümlerimiz de olmuştu. Ancak bunları bilmenin neye yarayacağını hiç anlamamıştım. Üstelik de bu anlamama durumu neredeyse 15 sene sürdü. Sonra bir kitap okudum ve bakış açım inanılmaz değişti. Bunu herkesle paylaşarak insanlara hayatlarını kolaylaştırmada yardımcı olmak istedim. 

İnsanın "BEN BÖYLEYİM" dediği her şeyinin beyin tarafından, daha doğrusu beyindeki sıvıların oranları ve hücreler arasındaki iletişimden kaynakladığını biliyor musunuz? Din ile olan ilişkimiz bile beynimizdeki sıvıların oranı ile belirleniyor. 

Çok inandırıcı gelmedi mi? Antidepresan ilaçlarının etkilerini düşünün öyleyse. Her şeyi kendine dert eden insanların ilaç kullandıktan sonra dünyaya nasıl rahat baktığını hatırlayın.

Hayatlarımızda sorun çıkaran bir çok konu aslında beynimizin bize bir oyunu. Bu yüzden beyni ve fonksiyonlarını iyi tanımak hayat kalitenizi çok daha yükseltecek, sorunların üstesinden gelmenizi kolaylaştıracak, ilişkilerinizi düzeltecek ve başkalarına da yardım edebilmenizi sağlayacaktır.